Sahilde güneşin kavurduğu o sıcak molada, kıvrak bir folloş kıvırmış kendini önünde duran delikanlının karşısında. Gözleri cesaret dolu, dili hafifçe dişlerinin arasında; heyecan, terli tenlerinde yankılanıyor. Şortunu indirir indirmez, kalın yumuşak yarak gözlerinin önünde sallanıyor; dudakları anında ıslanan amcığına yapıştı. Daldı içine, diliyle sertçe oynaşıyor, dilinin ucuyla canlı canlı inletiyor o kalın kökü. Folloşun boğazına kadar indirdiği her hareketi, genç adamın omzundaki ter damlalarını artırırken heyecanları iyiden iyiye tavan yaptı.
Gökyüzü altında kimsenin görmediğini düşünerek daha da saldırganlaştılar. Sıcaktan çatlayacak olan bedenler birbirine yapıştı; deli gibi dayadı içeri o sıkı amcığını. Folloşun bacakları arasındaki ıslaklık hızla yayıldıkça, inleyen nefesler birbirine karıştı. Sert kök her dalışta derinlere işlendi, kaslar gerginleşti ve yavaş yavaş çılgınca bir ritme büründü. Sonunda folloş yere uzandı; sırtını kumlara bırakırken avuçları genç adamın kalçasını sıkıyordu; “Kökle beni daha sert… Dayama yoksa çıldıracağım,” diyordu gözleri dolu dolu.
O an geldiğinde ise patlamış bir volkan misaliydi sahne: Delikanlı tüm gücüyle soktu amcığını, folloşun amcığını reseptör gibi emen ve onu kesip biçen sarkık dudakların arasından bağırmalar yükseldi. Her hareketi daha vahşi daha kontrolsüzdür artık; dipten gelen tokat gibi köklemeden bedenler titredi. Terle kayganlaşan tenler birbirine yapışmışken, son anda yükselen çığlıklar içinde patladı genç adamın boşalmaları; folloş da aynı anda içindeki bütün zevki saldı dışarı.
Göz göze geldiler, nefes nefese ama tatmin olmuşlar… O an herkesin içinde yaşadıkları bu kirli ve acayip hazzın tadını çıkarıyordu adeta. Kimse fark etmemişti belki ama onlar için dünya durmuştu; sadece sert dayamalardan akan zevk ve lezzetin içinde kaybolmuşlardı…